Geçen sene Can’ı Orlando’da bulunan Disney World‘e götürmüştük. Bu sene de Orlando’nun küçük kardeşi Fransa Disneyland’a götürelim dedik.
Bizim küçüklüğümüzde Disneyland’a gitmek bir hayaldi. Can bir senede hem Amerika hem de Fransa Disneyland’ı görerek benim küçüklük hayallerimin de ötesine geçmiş oldu.
Hem günümüzün ebeveynlik anlayışı ben yapamadım çocuğum yapsın değil midir? Oysa bizim için çok önemli olan şeyler onlar için bir anlam ifade etmez. Can için de Amerikaymış, Fransaymış çok bir anlam ifade etmedi ama en azından to-do listesinden o da -ben de- bir tiki daha kaldırmış olduk.
Öncelikle şunu söyleyeyim. Orlando ve Fransa arasında dağlar denizler dereler tepeler kadar fark var. Fransa Disneyland, Orlando’da ki Disney World’ün 1 tema parkından (Orlando’da 6 tema park var – Magic Kingdom, EPCOT, Disney’s Hollywood Studios, Disney’s Animal Kingdom, Blizzard Beach, Typhoon Lagoon) daha küçük. Ölçek kıyaslanamaz bile ama yine de Türkiye’den seyahat edecekler için Fransa iyi bir alternatif.

Orlando’ya nazaran Avrupa’da toplu taşıma ile ulaşım mümkün. Amerika’da her yere arabayla gitmek zorundasınız. Zaten Amerika’da arabanız yoksa aslında siz yoksunuz ama Avrupa’da öyle değil. Haliyle toplu ulaşım imkanı mevcut.
Her yerde klasik bir AB ülkesinde olduğu gibi bolca uyarı ve ikaz var. Şunu tutmayın, buna tıklamayın gibi. Hatta yürüyen bantlarda bile sizi ikaz eden -sadece iniş biniş değil- bir çok hoperlör mevcut.
İçeriye girdikten sonra ise sizi Disney’in karakterleri karşılıyor. Çeşitli temalar çeşitli çeşitli köşelere dağılmış durumda.

Her ne kadar bizim hayallerimizin olsa da karakterlerin artık eskidiğini, Disney’in sadece satın almalar ile büyüyebildiğini tekrar görüyoruz. Tabi ama adı var bir kere.


Parkın içerisinde Orlando’ya kıyasla çok bir fark yok. Aynı karakterler ve benzer içerikler var.

Cars teması için ama Orlando’da olmayan bir kısım vardı ve çok güzel tasarlanmıştı. Gidecek olanlara onu tavsiye edebilirim.

Hiç benlik olmayan bir kısım ama bu fotoğraf paha biçilemez 🙂

Bizim şanslı olduğumuz kısım Christmas kutlamalarına denk gelmemizdi o sebeple akşam hava karardığında park büyülü bir havaya büründü ve tüm Disney karakterleri bir geçit töreni düzenledi.



Biz burası için 2 gün ayırdık ama 2 günde bile -yine- pestilimiz çıktı. Eğer beliniz ağrıyorsa kaçının 🙂
Tatilin geri kalanı ise klasik bir Paris turuydu.










Tabi bir de kapanış var. Bence herkesin burada bir fotoğrafı olmalı 🙂

Görüşmek üzere 🙂
Bir yanıt yazın