Yunanistanda bir ada; Chios. Chios’da bir kedi; Bücürük.

Yazın hareketliliğinden, iş hayatının yoğunluğundan bir kaçış rotası ararken karşılaştık Sakız adası ile. Yurt dışına gitmek diyince akla Avrupa’nın çeşitli ülkelerinin geldiği, pasaport telaşlarının ve vize telaşlarının yaşandığı bir olaylar zinciri gelir lakin ekonomik darboğaz ile boğuşan Yunanistan Türklere tüm kapıları açmış durumda. Çeşme’den vapurla 45 dakika mesafede olan Sakız (Chios) adasına gitmek artık çok kolay. Gerçi biz vizelerimizi alıp gittik ama yeterki turist gelsin para bıraksın modunda olan Yunanistan kapıdakilere de kapı vizesi satıyor; ülke sınırlarına ayak bastıktan sonra vize alabiliyorsunuz.

Uçak ila Chios'a Giderken

Valizler toparlanız yola çıkılır keyifli bir uçak yolculuğu sonrası İzmir Adnan Menderes havalimanına inilir. Adnan menderes havalimanından özel araçlar ile Çeşme’ye 110TL’ye gidebiliyorsunuz. Taksiler 180TL civarında tutuyormuş. 4 kişi’nin nakli için bence gayet uygun bir tutar. Havaş ile ulaşım sabah 09:30 vapurunu yakalayacaklar için problem olabiliyor.

Çeşme merkezde turizm danışmanın hemen karşısında “Ferry line” adı altında muhtelif şirketleri görebilirsiniz. Hepsi’de benzer tutarlara Sakız adasına gidiş dönüş bilet kesiyor. Gidiş dönüş bilet ücreti kişi başına 20€ civarında. Bazi firmalar 1€’da hizmet bedeli kesebiliyorlar. Eğer aceleniz varsa bilet’in alındığı merkezden vapurların kalktığı alana taksi ile gidin çünkü ciddi mesafe var ve bavullar ile yürümek problem olabiliyor. Alternatif olarak limandan da bilet alabilirsiniz ve checkin yapabilirsiniz ama çok kalabalık oluyor o sıcakta o sıkışma gerçekten insanı çileden çıkarabiliyor.

Sakız adasında Volissos koyundan bir görüntü.
Sakız adasında Volissos koyundan bir görüntü.

Bileti satın alıp check-in işlemini yaptıktan sonra sınır kapısından geçiyorsunuz. Sınır kapısından geçip vapurların bulunduğu alana geldiğinizde (sözde “free-zone”) “Aaa! Biz zaten buradan geçmiştik” diyorsunuz. Havalimanı gibi sıkı güvenlik önlemlerinin olduğu bir yer değil; gayet lay lay loy loy bir geçişi var. Ulaşım hizmeti Topçular – Eskihisar ulaşımından daha berbat. Sıkış tepiş ve sanki köle pazarı gibi demir parmaklıklarla çevrili bir tekne girişinden giriyorsunuz. 45 dakika deniz üzerinde gittikten sonra Sakız adasına iniyorsunuz. Limanda ufacık bir binadan giriş yapmışlar; gümrük memurları pasaportunuzu kontrol edip sizi içeri alıyorlar. Diğer tüm Yunan adaları gibi bu ada da sizi sıcak bir hava ve çorak bir yapı karşılıyor. Anakaradan uzakta yaşamak zor olsa gerek.

Aracı önceden internet üzerinden rezerve ettiğim için uygun fiyata adanın en küçük araçlarından birini kullanabiliyorum. Günlük 30€ ödediğim araç (Atos muydu neydi) adaya ayak basıp araç kiralayacaklar için 45€’den başlıyordu. Adaya kalabalık zamanlarda gidecekseniz kesinlikle önceden araç rezervasyonu yapın.

Oto kiralaması firması “Autounion” çok yardımcı. Bir harita üzerinde adayı genel olarak anlattılar. İşte şurada balık vardır, şurası “beach” dir diye gayet yardımcı oldular. Elimizde harita, iPad, iPhone bilimum çevrimdışı içerik ile çıktık yollara.

Sakız adasının merkezinden bir kare
Sakız adasının merkezinden bir kare

Otelimiz “Volissos” bölgesindeydi. Volissos adanın doğusunda kalan merkeze yaklaşık 45Km civarında ve adanın kuzey batısında. Sakız adasında araç kiralamadan biryere gitmeniz mümkün değil. Otele yerleşmek için giderken acele etmemeye ve civardaki plajları gezmeye karar veriyoruz. Bazı yerler “Beach” bazı yerler de “Tavern” diye geçiyor. Şimdi Çeşme’de Bodrum’da eğlenen bir gencin “Beach” den anladığı ile bir yunan’ın satmaya çalıştığı bir olmuyor tabi. İlk gittiğimiz kumsal (kumsal değil aslında gayet taşlık) üzerine konulmuş birkaç şezlong’dan oluşuyor. Tikka bar gibi bir yerde bir adem barmen ve bir adet garson çalışıyor. Menüde sadece kare tost ve bu ruffles tarzı patates cipsi var. Orada biraz güneşlenip tavernaya geçiyoruz. Taverna’da böyle yine beklentilerimizin dışında (hani mavi beyaz boyalı efil efil rüzgarların etiği birşey hayal etmiştim…) bir önceki mekanın üstü betonla kapalı hali. Hiç değilse taşlık değil kumsal.

Kardamila Beach'den bir görüntü. Zemin taşlık...
Kardamila Beach’den bir görüntü. Zemin taşlık…

Yolun ve güneşin yorgunluğu sonrası artık otele yerleşmek üzere Volissos bölgesine doğru yola çıkıyoruz. Adanın “en lüks” butik otelinin yine en lüks panaromik odasına yerleşiyoruz (Geceliği 120€ civarında ki bu ada ortalamasının çok üstünde). Oda, manzara, servis tam bir zerafet. Chios merkezdeki saçmasapan otellerden sonra sessizlik, sakinlik ve manzaranın güzelliği insana enerji veriyor. Daha ilk andan dinlendiğini hissediyorsun.

Sakız adasında dağların arasında bu şekilde evler bulmak pek mümkün
Sakız adasında dağların arasında bu şekilde evler bulmak pek mümkün

Holiday homes Volissos Boutique Hotel; Volissos bölgesinde bir tepenin en üstüne kurulmuş, odaları limana restorantı ve barı koy’a bakan bir otel. O muhteşem koltuklara oturup akşam elinizde mastika likörlerini içip denizin dalgalarının sesini dinlemek insanı kesinlikle bir dünyadan alıp başka bir dünyaya götürüyor.

Sakız likörü; Volissos'da koy'a karşı gecenin serinliğinde içerken mükemmel bir tad'a dönüşüyor.
Sakız likörü; Volissos’da koy’a karşı gecenin serinliğinde içerken mükemmel bir tad’a dönüşüyor.
Otelin koya bakan yamacının üstüne kurulmuş keyif noktası.
Otelin koya bakan yamacının üstüne kurulmuş keyif noktası.

İlk akşam balık yemenin heyecanı ile çıkıyoruz dışarıya. Ünlü balıkçılarına gidiyoruz; tek masa bizimki. Tek bir adam var, o da bostan korkuluğu niyetine. Biz gelince zoraki balık çıkarıyor. Zorla Çipura, Levrek satmak istiyor ki o mevsimin asıl balığı sardalya. En son adamın önerdiği bir balığı mezeleriyle sipariş ediyoruz. Sonra bir araba yanaşıyor; 4-5 kişi iniyor. Restorandaki tek masaya hizmet etmek için gelen kişiler restorana doluşuyor. Bir kısmı sebze getiriyor, bir kısmı balıkları hazırlıyor. Adamlara özel restoran açtırmış gibi hissetmeden edemiyorum tabi 🙂

Ada, sakız adası olması sebebiyle damla sakızı aromalı bir yerel rakıları var. Türkiye cumhuriyeti gibi bandrol saplantısı olmadığı için küçük ve yerel üreticiler var. Bölgenin seçkin üreticilerinden birinin hazırladığı sakız uzosunu balık ile beraber mideye indiriyoruz. Yalnız sakız aromalı bir içkiyi yudumlamak; ağzınıda çiğnediğiniz sakızınızı yutmuşsunuz hissi yaratabiliyor. Biraz içince alışıyorsunuz.

Panoramik odada yeni ve güneşli bir sabaha uyanış.
Panoramik odada yeni ve güneşli bir sabaha uyanış.

Gecenin ilerleyen saatlerinde ouzo’nun üstüne heralde en güzel içilen şey mastika likörüdür. Volissos koyu gecenin sessizliğine gömüldüğünde, tepenin sırtındaki bar’da şezlonglara uzanılmış halde yudumlanan mastika likörünün yerini hiçbirşey tutamaz heralde. Sek içilmesi ve hacmen %28 alkol içermesi ouzo’nun üstüne tuz biber gibi olur; odanın yolunu bulmakta bile zorluk çekilebilir.

Elif'le gölge oyunları...
Elif’le gölge oyunları…

Yeni doğan gün; güneşli ve sıcak bir günün habercisidir. Adanın batı kıyı şeridinden güneye doğru bir iniş yapılır. Yol üzerinde “Aaaa burası güzelmiş bi bakalım mı ?” denilip rastgele bir “beach” e inilir. Tam denize girmeye hazırlanılırken sahilde uzanan yaşlı çiftin anadan doğma olduğu fark edilir. Yaşlı olmaları sebebiyle ortaya çıkan görüntü kirliliğine fazla takılmadan suya girilir ve tertemiz sularda yüzülür. Kayıp koy’un da tadına vardıktan sonra Lithi’ye doğru yola çıkılır.

Elif Lithi dolaylarında... Cervantes misali; rüzgar güllerine karşı...
Elif Lithi dolaylarında… Cervantes misali; rüzgar güllerine karşı…

Lithi Volissos’un güneyinde yer alan, kumsalı ve balıkçıları cafeleri olan küçük bir yer. Lithi’de 5 masadan 3’ü Türk. İnsanların çoğunlukla Türkçe konuştuğunu duyabilirsiniz. Adada yunanistan’ın kendi birası olan “Fix” birasını içebilirsiniz. Gerçi Avrupa biraları ile aynı fiyata satılıyor, yerel olduğu için uygun fiyatlı değil ama orta sınıfta güzel bir bira. Sonunda Lithi’de dün gece yiemediğimiz sardalyayı yiyelim dioruz ama seri satış yaptıkları için portföylerinde sardalya yok. Yunan mezeleri ve biraz ouzo ile tatlı bir sohbet eşliğinde öğle yemeğimizi yioruz. Her ne kadar bir “Yunan” havası içine kendimi kaptırsam da (mastika likörü hariç), Çeşme’nin, İstanbul’un veya Bodrum’un o hizmet kalitesini heryerde arıyorum. Yediğim deniz börülceleri hep iyi ayıklanmamış veya fazla kaynatılmış, ahtapotlarda yeterince yumuşatılmamış ve tatsızdı.

Yolu izi olmayan bir kayıp koy... Nudistlerle karşılaşıyoruz...
Yolu izi olmayan bir kayıp koy… Nudistlerle karşılaşıyoruz…

Lithi’de yemek ve keyif bittikten sonra adanın güneyinden dolanarak çok bahsedilen “Karfas” plajına geçmeye karar verdik. Karfas yine adanın diğer popüler mekanları gibi bir hayal kırıklığı oldu. Şehrin içinde kaybolmuş vasat bir plaj olarak ortaya çıkıyor. Günün geri kalanını sahilde geçirme imkanımız kalmayınca şehrin içinde biraz dolaşma fırsatı elde ettik. Biraz alışveriş, birkaç küçük hediye derken şehir merkezinde işimizi bitirip yine yollara düştük; Volissos’a vardık.

İnsan bazen nereye gitmesi gerektiğini şaşırıyor...
İnsan bazen nereye gitmesi gerektiğini şaşırıyor…

Ahh.. Cennet Volissos…

Otelin huzuru, sessizliği hiçbirşeyde yok. Otel’den fazla uzaklara gitmeme kararı alıp kalan günleri de orada “Siesta” yaparak geçirdik.

Yunanistanın bakir ve hizmetten uzak yaşamını son günü Çeşme’de geçirerek çözmeye karar verdik. Sabah 6’da otelden yola çıkıp 1 saat araç kullandıktan sonra saat 7’de aracı kiralamaya teslim ettik. Yine gümrükte vahşi bir kuyruktan çıkıp Çeşme vapuruna bindik. Vapur dediğime bakmayın; 80-100 kişilik tekne. Karşıya geçip Şevki’de kahvaltı, Sole&Mare’de güneşlenme ve Dalyan’da Cevat’ın yerinde leziz bir akşam yemeği bizim hizmet kalitesi arzumuzu anca yerine getirdi.

Yine anladım ki; vermem dünyaları alsam da bu cennet vatanı…

Hem siz söyleyin, şu iki kadehin tadını ve muhabbetini başka neyde bulabiliriz ki ?

Çeşmede, Dalyan'da Cevat'ın yerinde iki kadeh. Neye değişilir ki ?
Çeşmede, Dalyan’da Cevat’ın yerinde iki kadeh. Neye değişilir ki ?

Seyahatin geri kalan fotoğrafları…

Sakız'da otobüs durağı
Sakız’da otobüs durağı
Renkler :)
Renkler 🙂
Elif'in pozları :)
Elif’in pozları 🙂
Gökyüzü bazen o kadar mavi olabiliyor ki !
Gökyüzü bazen o kadar mavi olabiliyor ki !
...ve benim keyfim o kadar yerinde olabiliyor ki.
…ve benim keyfim o kadar yerinde olabiliyor ki.

Yazılar eğer ilginizi çekiyorsa aşağıya eposta adresinizi yazarak abone olabilirsiniz

Her yeni makale yayınlandığında size e-posta gönderilecektir.