Sekssiz aşklardan, Aşksız sekslere… Bir Elveda…

Sekssiz aşklardan…

Ne kadar etkileyici bir cümle. Ben söylemedim, “Can Dündar” söylüyor. “Aşksız sekslere…” diye de devam ediyor (Aşka Veda, Can Yayınları, 2012)… Hayatta her güzel şey gibi alakasız bir yerde alakasız bir zamanda çıktı karşıma bu kitap. Yıllar yılı hiç kitap okumamışım; şimdi elimden bırakamıyorum.

Hikaye kitapları alır bir hevesle okurdum; ta ki hikayelerin sonu hiç tahminlerimden kaçamayana kadar. Sonra felsefi şeylere merak sardım ama benim gibi sayısalcı birisi için fazla soyuttular; sıkılıyordum. Bilgisayar kitaplarını aldığımda ise Google’da yapılan bir araştırmanın yüzlerece kitap’a bedel olduğunu gördüm; bıraktım okumayı, aksiyon filmlerini izlemeyi bıraktığım gibi.

Bu kitabı okumaya başladığımda şirketteydim.

Asırlar önce Shakespeare o muhteşem 129. sonesinde “Acıkan şehvet, ruhu ezip geçer” demişti. O açlık “Aşka veda”yı getirdi. 

Ama yine o sonenin dediği gibi;

Ne tuhaf ki bu dünyada bunları bilen çok
Ama cehenneme götüren cennetten hiç kaçan yok.
 

Sonunda cehennem korkusu olsa da, bizi yaşatan o cennetin hayalidir. Veda etsek de biliriz ki aşk, her daim ihtimal dahilindedir.

En güzel yazılarımı yazdığım anlarım; en aşık olduğum anlarımdı hep hayatımda. Oturur yazıya, sonu gelmez cümleler kurardım. Ardı arkası kesilmez, kelimeler dizilirdi aklıma.

Aşk benim ilacımmış, zamanla fark ettim. Ben o duyguyu seviyormuşum; aşık olduğum kişiden çok…

Küçüktüm; aşıktım olabildiğine… Kelimeler, sözler, cümleler havada ucuşur, elele tutuşurduk. Bankta oturup ahlak zabıtasından kaçardık. Çocuklar gibişirdik. “Acaba öpüşürmüyüz?” aklımdan geçen naçizane duyguydu.  Bir saniyenin altına sığdırılarak dudağa kondurulmuş o minik öpücük önümüzdeki aylar boyunca aklımızdan çıkmazdı. Öyle kolayca da terk edip gidemezdin; sevgiliydi o. Sevilirdi usulca ve masumca. Aşktı; olabildiğine sekssiz…

Açıldık engin sulara, uzandı ellerimiz. Bedenlerimiz birbirine değdi, her dokunuş bir yitişi beraberinde getirdi. Uzun yıllar birbirine dokunmayan bedenler daha çok dokunmakta, daha çok sevişmekte buldu huzuru. Sekssiz aşkların kurbanı olduk, acıkan şehvet ruhu ezip geçti, sevişlerde kaybolduk; aşk’ı unuttuk.

Herşey gibi aşk’da, seks’de bir bütünün parçasıymış; keşfetmek zaman aldı. “İnsan sevdiğini öldürür ve öldürdüğünü sever” demiş yazar. Öldürdük, sevdik; arada biryerlerde sıkıştık kaldık…

 …

Ey Sevgili!

Bilmeni isterim ki bir türlü vuslata erip hakkıyla yaşanamadığından, o aşk her daim taze kalacak…


Yazılar eğer ilginizi çekiyorsa aşağıya eposta adresinizi yazarak abone olabilirsiniz

Her yeni makale yayınlandığında size e-posta gönderilecektir.