-

Harry Potter and the Cursed Child
Neden bilmiyorum son 2 sene Can’ın dönem aralarında Londra’ya geliyoruz. Geçen sefer Manchester City maçıyla başlayan, okulumla devam eden ve Londra ile tamamlanan bir seyahat yapmıştık. Bu sene yine Can’ın İngilizce pratik etmesi ve dünyada herhangi bir anda herhangi bir ülkede olmanın hayatında normal bir konu olduğunu ona hissettirmek için yine geldik. Tabi bu sefer…
-

Can, ben, İngiltere
Londra hep gitmeyi planladığımız ama gitmediğimiz bir yerdi çünkü hem Elif’in hem de benim okul hayatının bir dönemini geçirdiğimiz yerdi. O sebeple başka yerlere gitmek daha cazip geliyordu. Ta ki gitmek için gerçek anlamda bir sebebim olana kadar: oğlum Can. Can’ın İngilizcesini geliştirmesi ve bir dünya vatandaşı olarak büyümesi—başka bir ülkede olmanın onun için özel…
-

-

The City of Dreams
Bu biraz gecikmiş bir blog yazısı. Avrupa’da pek çok yeri gezmiş olsak da ne hikmetse Amerika’ya gitmekte çok geciktik. Günümüzde vize randevuları çok zorlayıcı olabiliyor. Biz de yaklaşık 9 ay süren bir bekleme sürecinden sonra randevumuza gidip 10 yıllık vizemizi aldık. Tabi Amerika vizesi için Avrupa gibi önceden rezervasyon/uçak bileti almanıza gerek yok. Hatta başvuruda…
-

-

Sevgili Oğlum
Sevgili Oğlum, Bu satırları senin okumana henüz yıllar var. Bugün 10 Kasım. İçinde yaşadığımız bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu gün. Atatürk, aramızdan ayrılırken bize ilke ve inkilaplarını bıraktı. Eğer bugün özgürce okuluna gidebiliyorsan, parkta arkadaşlarınla dolaşabiliyorsan, düşünebiliyor ve bilgiye özgürce erişebiliyorsan, hür isen; O’nun sayesinde. Atatürk’ü sadece bir ülkenin kurucusu bir…
-

-

-

Bu kış sezonu +1’im var
Bundan sadece beş yıl önce birisi 2020’de oğlunla snowboard yapacaksın dese heralde “hadi oradan” derdim. Can 16 aylıkken snowboard ile tanıştı. Bir de eğilip ağırlık merkezini aşağıya çekiyor. 🙂 Tabi benim ağzım da kulaklarımda. Bu kışın açılışını Erciyes’de geçirdik. Erciyes’e gitmek hiç nasip olmamıştı; nasip bu seneyeymiş. Gitmeyenler için çok güzel bir tesis diyebilirim. Fransa’da…
-

Babalar ve Oğulları
“Benim babam senin babanı döver.” Kimbilir kaç kere duymuşuzdur bu cümleyi. Okulda, TV’de, sokakta… Her duyduğumuzda da gülüp geçeriz; o’nun babası neden bir diğerinin babasını dövsün ki hem? Bence bu cümlenin altında bir tabu gibi konuşulmayan baba oğul ilişkisi yatıyor. Hatta bence Çağan Irmak’ın filmleri de bu yüzden başarılı. Bu yüzden babaları ve oğulları gözyaşına…