Hayata yeni atılan StartUp’lar için İnternet ve Yazılım Önerileri

Daha önce kendi alan adım için kullandığım ücretsiz altyapıları Solarian’ı kurduğumda daha başarılı bir şekilde kullanmaya başladım.

Bu sebeple ücretsiz veya çok düşük ücretli bu altyapıları sizinle de paylaşmak istedim.

Eğer alacağınız alan adınıza -markanıza- karar verdiyseniz hemen başlayalım.

1. .com mu .com.tr uzantısı mı istiyorsunuz?

Eğer .com sizin için yeterliyse hemen GoDaddy veya Namecheap gibi alan adı tedarikçisi sitelere başvurabilirsiniz. Alan adınızın boş olup olmadığına bakın ve hemen satın alın. .com alan adları için 35TL civarında bir tutar ödeyeceksiniz.

Eğer .com.tr kullanmak istiyorsanız şirket kurup şirket evrakları ile .nic.tr’ye başvurabilirsiniz ya da daha kısa-hızlı ama biraz daha pahalı bir yol olan Türk patent enstitüsünden marka başvurunuzu yapıp ön evrak gönderimini seçerek elinize yaklaşık 2 hafta içerisinde ulaşacak marka evrağınız ile .nic.tr’ye başvurabilirsiniz. Eğer hali hazırda şirketiniz yoksa bu daha ekonomik bir yol olacaktır (Şirket kurulumları 2.000TL-3.500TL arasında tutabiliyor). Marka başvurusu ise 300TL. 50TL’de erken evrak talebi için alıyorlar. .com.tr alan adlarının da 5 yıllık bedeli 100TL. O sebeple Marka başvurusu yaparak 450TL’ye 5 yıllığına .com.tr alan adı alabilirsiniz.

.com alan adı da ilk yıl için düşük bir tutar isteyebilir ama sonraki yıllar için yıllık minimum 30-35TL’yi göze alın.

2. Cloudflare’den DNS hizmeti kullanın

Alan adını aldıktan sonra DNS hizmetine ihtiyacınız olacak. DNS hizmerini sizin yönetebileceğiniz bir altyapıya geçirin. Bu aşamada Cloudflare ücretsiz ve öncü bir hizmet. Hatta saldırı ve yoğun trafik altında web sitenizi koruyan ücretsiz CDN hizmeti de veriyor. DNS’i sizin kolaylıkla yönetiyor olmanız daha sonra subdomain, mail v.s. gibi hizmetleri kolayca yönetebilmenize izin verecek.

Cloudflare’den hesabımızı açtıktan sonra alan adımızı ekliyoruz. Sizi biraz bekleten bir ayarlama yapacak, akabinde de size 2 adet nameserver (NS) sunucusu bilgisi verecek. Bu bilgileri bir önceki adımda hizmet aldığımız alan adı sağlayıcısına giriyoruz (GoDaddy, namecheap, Nic.tr v.s.). Bu aşamada alan adımızın komple DNS yönetimi bize geçmiş oluyor. Bu değişikliğin güncellenmesi 24 saat sürebilir bilginize. Hemen olmadı diye telaşa kapılmayın.

3. ePosta Sunucusu

ePosta sunucusu çok önemli. Kesinlikle web hostinglerin yanında verilen email hizmetlerini kullanmamanızı öneriyorum çünkü ePosta kaybınız olabilir, gönderdikleriniz SPAM’a düşebilir v.s. Bu aşamada Yandex’in kurumsal diye ücretsiz bir hizmeti var. Cloudflare üzerinden alan adınızın MX kayıtlarını Yandex’e yönlendirerek bu hizmetten faydalanabilirsiniz. Ayrıca bir sonraki aşaması olan Yandex.Connect (yine ücretsiz) ideal bir ürün. Şirketiniz ile ilgili departmanları belirleyebilir, departman ePosta grupları oluşturabilirsiniz. MX kayıtlarınızı ve Yandex’in alan adının gerçekten size ait olduğunu ıspatlamak için kullandığı CNAME kaydını oluşturduktan sonra Yandex Mail, Calendar, Disk v.s. gibi tüm hizmetlerini şirket epostanız üzerinden kullanabilirsiniz.

Burada çok önemli bir adım daha var. ePostaların SPAM’e düşmemesi için 2 önemli DNS kaydı atılması gerekli. DKIM ve SPF kayıtları. Yandex’in arabiriminde bu kayıtların nasıl atılacağı detaylı anlatılıyor. Yukarıdaki fotoğrafta dikdörtgen içerisine aldığım kayıtların sizin hesabınızda da gözüküyor olması gerekli. DKIM anahtarı her alan adı için farklı olacağından Yandex’in size bu kayıtları kontrol panelinizde sunacak. Oradan alıp Cloudflare’e yerleştirebilirsiniz.

Yandex’in web arabirimini, iPhone veya Android uygulamasını kullanabildiğiniz gibi Outlook ile IMAP-SMTP kullanarak da erişim ePosta gönderebilirsiniz. Ben burada uygulama olarak eMClient’ı tercih ediyorum. Siz hala Outlook kullanıyorsanız onunla da devam edebilirsiniz.

Hiç spam’e düşmeden ve mail kaybı yaşamadan mail gönderme keyfine hoşgeldiniz. Meraklısına ücretsiz Wiki hizmeti de cabası.

4. Web Barındırma

Web barındırma için Türkiye’de hizmet veren bir kurumdan hosting satın alabileceğiniz gibi daha önce de bahsettiğim OVH gibi bir sanal makina hizmeti veren bir yerden sanal makina da alabilirsiniz. Türkiyede kurulu bir web barındırıcısından almanın güzel yanı Cpanel veya Plesk gibi arabirimleri sunmaları ama bu sadece web sitesi barındırmaya yönelik. Eğer kendi sanal sunucunuz varsa ücretsiz olarak SSL sertifikası alabilirsiniz veya IoT gibi bir alanda çalışıyorsanız Solarian gibi kendi haberleşme protokollerinizi ve cihazlarınızı haberleştirebileceğiniz farklı altyapılar kurabilirsiniz. Mesela bizim sanal makinamızda MQTT, uWSGI gibi çeşitli altyapılar, postgresl ve mysql gibi farklı veritabanları çalışmakta.

Eğer IT-Bilişim tabanlı bir işiniz yoksa bir tanıtım amaçlı web sitesi istiyorsanız uygun fiyatlı bir servis sağlayıcı tercih edin.

Şuanda kendi sanal sunucuma 3,5$/Ay ödüyorum. Türkiye’de kullandığım servis sağlayıcım olan Alastyr da benzer hizmete yıllık 3,5$/Ay alıyor. O sebeple bir maliyet farkı yok. Tercih sizin.

5. Web sitesi yazılımı

Size özel web sitesi yazıyoruz diyenlerden uzak durun. Çok açık ve net. Açık kaynak kodlu sitelere düzgün temalar satın alarak onları değiştirttirebilirsiniz o kadar. Ben WordPress’i kesinlikle öneriyorum. Yok ben WordPress kullanmadım sıfırdan yazdırdım diyenlere de üzülerek bakıyorum. Sıfırdan yazılması gerekenler çok büyük web portalları -ciddi bütçeye ve yazılımcı kadrosuna sahip firmalar, mesela Booking.com, Google.com, Facebook v.s.-. Türkiye’de çoğu şirketin web sitesi ve haber portalının artık WordPress veya benzeri altyapıları kullandıklarını görüyorum. O sebeple açık kaynak kodlu sağlıklı yazılımları tercih etmeniz hem web sitesi kurma maliyetinizi düşürecektir, hem de uzun vadede web sitenizi tasarlayan firmaya en ufak güncelleme için tonla para ödemenizin önüne geçecektir. Ayrıca web siteniz kendini sürekli güncelleyerek hep güvenli kalacaktır.

WordPress’e tema satın alırken para vermekten çekinmeyin. Hızlı ve güvenli bir wordpress teması arayanlara Studiopress framework’u ile geliştirilmiş temaları şiddetle öneriririm. Önemli olan sitenizin hızlı açılması. İçerisi özellik dolu ama çok yavaş paralı temalardan uzak durun. Bir tema sitenizi güzelleştirmeli, yavaşlatmamalı. Temanız hızlı, basit ve net olmalı.

Eğer WordPress’de karar kıldıysanız muhakkak içine Caching plugin dediğimiz (w3tc v.s.) pluginlerden birisini ve Yoast.SEO gibi arama motoru optimizasyonu pluginlerini koyun.

6. SSL Sertifikası

Eğer kendi sanal sunucunuzu kullanıyorsanız Let’s Encrypt sistemini kullanarak kendinize ücretsiz bir SSL sertifikası edinin. Bu kombinasyon Google’da daha yukarılarda çıkmanıza ve daha güvenli olmanıza yol açacaktır.

Eğer bir web hosting firması kullanıyorsanız 35-50TL’ye de 1-2 yıllık sertifikaları Comodo gibi yerlerden almak mümkün. Sertifika pazarı çok komik bir pazar her site tutturabildiğine o sebeple iyice araştırın. Ben en ucuzunu bir aracı firma vasıtasıyla Comodo’dan almıştım. Hayır, direk Comodo’dan alırsanız daha uyguna gelmiyor 🙂 Pegasus’un kendi sitesinde bileti daha pahalıya satıp bazı aracı sitelerde daha ucuza satması gibi düşünün. Hosting firmaları SSL sertifikası için size özel IP adresi almanız gerektiğinden bahsedecek. Çok eski browserlarda gereken bir özellik bu. Artık paylaşımlı IP adreslerinde de kolayca SSL sertifikası kullanılabiliyor. O sebeple hosting firmanız size SSL için IP adresi satmaya çalışırsa almayın.

7. Sosyal Medya Entegrasyonu

Web sitelerinin hangi Facebook sayfası, hangi Twitter accountu ile ilgili olduklarını belirleyen OpenGraph dediğimiz bir altyapı var. Normalde kimsenin görmediği kod parçacıkları web sitesinin içine saklanmıştır. Web sitenizi hazırladıktan sonra bu ilişkilendirmeleri muhakkak yapın. Bu yapılanlar yine Google’da üst sırada çıkmanıza sebep olacaktır. WordPress’de Yoast.SEO kullanırsanız ve düzgün olarak ayarlarsanız otomatik olarak web sitenize konulacaktır.

8. CRM Entegrasyonu

İş hayatına yeni atılan bir firma olarak en çok ihtiyacınız olan şey CRM yazılımı. Kime ne demişsiniz, kiminle muhabbet nerede kalmış v.s. birçok kaydı tutup daha sonrasında bu kişilere geri dönebilmeli, tekliflerinizi takip edebilmelisiniz. Bu aşamada ücretsiz Hubspot tam da aradığınız yazılım. Hemen şirketiniz için bir hesap açarak kullanmaya başlayabilirsiniz. Ayrıca iPhone uygulaması da gayet güzel. Tüm CRM verilerine cep telefonunuzdan uygulama ile erişebilir veya yeni bilgiler girebilirsiniz.

9. Mesajlaşma

Kurumsal mesajlaşma olarak Slack öne çıkıyor. Slack bizim eskiden kullandığımız mIRC chat odalarının şirketlere uyarlanmış hali. Aslında yeni birşey değil ama uyarlanınca güzel bir iş modeli olmuş. Lakin ben size Slack’ı önermeyeceğim keza ücretsiz noktasında yapılabilirlikler oldukça sınırlı. Eğer 5-10 kişilik bir ekipseniz kesinlikle Telegram’ı öneriyorum. Telegram Whatsapp benzeri ama her cihazda aynı anda çalışan ve tüm geçmişini bulutta tutan bir uygulama. Ne zaman ne dediydim, kim ne gönderdiydi gibi herşeyi aratabileceğiniz bir arabirim. Hızlı iletişim içerisinde bulunması gereken ekipler için Whatsapp’dan çok daha güzel.

Bugüna kadar kime önerdiysem kaldı. Siz de deneyin. Güvenlik olarak da Whatsapp’dan daha güvenli ama bunun detayına girmeyeceğim.

10. Word ve Excel

Çağımızda en çok kullanılan yazılımların başında Word ve Excel gelir muhtemelen. Microsoft Office’in bel kemiği olan bu yazılımlara artık online alternatifler mevcut. Ben altyapı olarak Google Sheets ve Google Docs kullanıyorum. Bence Microsoft Word’un Google Docs’tan daha iyi bir özelliği yok. Hatta Google’ın versioning (sürümleme) özelliği muhteşem. Bir döküman ne haldeydi ne hale geldi konusunda tüm geçmiş sürümlerini kontrol edebiliyorsunuz. Üstelik dökümanı çevrimiçi olarak paylaşıp karşı taraf ile “aynı anda” evet doğru duydunuz aynı anda düzenleyebiliyorsunuz. Bence bu muhteşem bir özellik.

Excel konusunda Google sheets ortalama bir kullanıcının tüm ihtiyacı olan fonksiyonları sunuyor. Excel çok ileri konularda Google Sheets’den daha başarılı ama gerçekten kaçımızın bu kadar ileri excel kullanmasına ihtiyacı var ve biliyoruz? Excel’de macro yazılabildiği gibi Google sheets’de de Javascript ile macro yazılabiliyor. Eğer excel’de işlemleriniz 4 işlemse ve dikey ara hepsini topla gibi basit formülleri kullanıyorsanız hayırlı olsun; artık Excel yerine Sheets var (üstelik tüm geçmiş ile birlikte sürümlenmiş halde).

11. Dosyalarınıza online erişim

Eğer siz de benim gibi dosyaları bulutta tutma niyetindeyseniz hayatınızı kolaylaştıracak bir opsiyon önereceğim.

Bittorrent teknolojisi üzerine kurulu Resilio Sync isimli bir program ile tüm şirket dosyalarını tüm bilgisayarlarda senkronize ediyoruz. Siz bir klasöre bir dosya eklediğinizde bu dosyalar otomatik olarak diğer tüm cihazlara gönderiliyor. Herhangi bir dosya ebatı veya toplam klasör büyüklüğü diye bir limit yok çünkü bittorrent altyapısındaki gibi herkes hem sunucu hem istemci (client).

Bu aşamada dosyalarınız sizin tüm bilgisayarlarınızda senkronize. Bir noktada bunları buluta da kopyalamak gerekiyor. O aşamada Mega devreye giriyor. Mega dememin sebebi şuanda 35GB’lık bulut depolama alanını ücretsiz veriyor olmaları. Benim hesabım eski olduğu için 50GB’lık bir depolama alanım var. Aynı zamanında Box’dan da erken hesap alıp 50GB kotam olduğu gibi. Şuanda Box’da 50GB vermiyor. Eğer 20GB’da benim için yeterli derseniz Yandex.Disk 20GB ücretsiz veriyor (Kurumsal veya Connect kullanıcılarına). Burada tercih size kalmış.

Büyük bir dosya göndermek istediğiniz zaman o dosyaya sağ tıklayarak paylaşma linki alıp ePosta adresinizden o bağlantıyı gönderebilirsiniz. Böylelikle epostalar daha küçülür ve hızlanır. Spam’a düşme veya boyut limitine takılmaz.


Yazılar eğer ilginizi çekiyorsa aşağıya eposta adresinizi yazarak abone olabilirsiniz

Her yeni makale yayınlandığında size e-posta gönderilecektir.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir