Sürükleyiciliğini kaybetmiş bir erkek

Günümüzün en konuşulmayan ama ortada en tabak gibi duran tabusu bu olabilir belki de; sürükleyiciliğini kaybetmek.

Hayatın neredeyse zorunlu bir parçası olan birlikte yaşama durumu beraberinde durağanlığı da getirir. Bıçkın delikanlılar evin erkeği olur, okulun hareketli kızları sakin ve varlıklı ev hanımlarına dönüşürler. Genç bir işadamına kitabında Emre Yılmaz seks için en kolay alınan uyuşturucudur der.

Evlilik, uğraşılmadan elde edilmiş düzenli seks, günün herşeyini bir bilme ve rahatlama durumu. Bilme, akabinde rahatlama ve akabinde salıverme.

Aslında bu sürükleyicilik kısmını sadece ilişkilere indirgemek de doğru olmaz; mesela ne zaman geçmişle ilgili detay hesaplaşmalara dönmüş birisini görsem veya bir süreçte detaylarda boğulan birisini; bir kaybeden gördüğüme inanırım, sürükleyiciliğini yitirmiş erkeklerde gördüğüm gibi.

Bu bir kişinin tekrardan başarabileceğine olan inancının yitirilmiş halidir. Varolanı elinde tutmak için umutsuzca verdiği bir savaştır ve her gün daha da kaybettiğini anlamanın tek yolu ise tamamen kaybetmektir.

Hani bazı kişilerin bir aurası olur, alır götürür çeker sizi; işte bu sürükleyiciliktir. Bir amaca inanmak, o amacın peşinden koşmaktır sürükleyicilik. Sürüklemek için bir hedefe gitmek gerekir; ne istediğinde net olmak gerekir. Sürükleyiciliğini yitirmiş bir erkek vasattır, kendine duyulan saygıyı tamamen kaybettiğinde de ilişkinin sonuna gelir.

Maalesef ki bu pek çok erkek için kaçınılmaz sondur. Hayat bu; bu da hayatın bir parçası.

Eğer bu satırları okuyan az sayıda kişiden biriyseniz hayatta tutkuyla bağlı olduğunuz bir amacınız mutlaka olsun. İnandığınız yolda yürüyün. Asla vazgeçmeyin, kendinizden taviz vermeyin.

Vasat olmayın 🙂


Yazılar eğer ilginizi çekiyorsa aşağıya eposta adresinizi yazarak abone olabilirsiniz

Her yeni makale yayınlandığında size e-posta gönderilecektir.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir